adidas tubular adidas yeezy adidas gazelle adidas schuhe new balance nike air force adidas zx flux nike air max 90 asics schuhe nike air max adidas nmd adidas superstar converse schuhe nike air max thea adidas stan smith nike air max 2016 nike huarache adidas ultra boost nike free

Özkan Eroğlu
 
Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly
Ana Sayfa  |  Özgeçmiş ve Faaliyetler  |  Makale ve Deneme  |  Köşe Yazıları  |  Misafir Köşesi  |  Duyurular  |  İletişim
cialis generika kamagra australia cialis preise cialis kaufen cialis bestellen levitra generika viagra online kaufen kamagra bestellen cialis generika kamagra oral jelly kamagra 100mg prix cialis cialis generique kamagra gel viagra prix viagra pour homme acheter cialis kamagra prix viagra pas cher cialis 20mg levitra 20
 
  YAŞAM…


 

Bugünlerde Alman düşünür Friedrich Nietzsche (1844-1900) üzerine okuma ve çeviri çalışmaları yapıyorum. Nietzsche’yi en çok etkileyen filozofların başında Arthur Schopenhauer (1788-1860) geliyor. Nedeni de Schopenhauer’in yaşamı, problemlerle dolu olarak gören yanı. Aslında Nietzsche’nin üstün özelliklerinden biri olan; “çelişki”yi de Schopenhauer’in dünyaya olumsuz bakışından etkilenerek zenginleştirdiği bir gerçek. Her iki düşünürün de en temel özelliği bir şeyi olumsuzlarken, diğer taraftan da olumlayabilmeleri. Bu çelişkili durum, başka insanlara da her iki düşünürün değindiği konular üzerinde filozofi yapma olanağı vermekte, düşünce dünyasının zenginleşmesini sağlamakta ve böylece filozofiye bir zengin katkıdır. Şimdi buradan ülkemize dönersem, bırakın filozofi yapmak için düşünce üretmeyi, halkımızın oldukça aşağılara çekilmiş eğitim seviyesi, “mutlak itaat”in yıllardır topluma yerleştirilmesi yönünde istenen zeminin hazırlanmasına çalışılması gerçeğini bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Bu zaman diliminde köle ve efendi kurumunun toplumumuza, hatta dünyada özellikle vahşi kapitalizm ve kapitalizmin hâkim olduğu bütün ülkelere kabul ettirildiği de dikkati çekiyor. Söz konusu kurum, geri kalmış ülkelerde farkındalık neredeyse hiç olmadığı için, hemen yerleşip, yuvalanma olanağını buluyor, ileri ülkelerde ise bu, çok ince yöntemlerle daha yavaş zerk ediliyor. Tam da bu noktada “düşünsel farkındalık” konusunun ne kadar önemli olduğu ve bu konuyla daha uzunca zamanlar ilişkilenmeye niyetli olmayan Türkiye’nin başına daha gelecek daha çok şey olduğu duyumsanabiliyor. Düşünsel farkındalığın olmadığı toplumlar insanı ve yaşamı da es geçer. Aynen Elbistan’da otuz bin (Nüfusun dörtte biri) kişinin kirlenmiş sudan etkilenmeleri gibi. Burada zehirleyen de zehirlenen de bir farkındalığa sahip olmadığından, ancak olay gerçekleştikten sonra, yani iş işten geçtikten sonra meseleyi fark etmiş (hatta bu ilk fark edişte konunun üzerinde durmayan ve önemini kavrayamayan yetkili ağızlar- suyu gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz demiş-, sonra birçok insanın hastalanmasına neden olmuşlardır), bu da doğal olarak sorunu önlemeye yetmemiştir.  

 

31.08.2016

 



        


 
 
Copyright © 2005-2013 ozkaneroglu.com - Sitenin yayın hakları Özkan Eroğlu’na aittir. Kaynak göstermek şartı ile alıntı yapılabilir.