adidas tubular adidas yeezy adidas gazelle adidas schuhe new balance nike air force adidas zx flux nike air max 90 asics schuhe nike air max adidas nmd adidas superstar converse schuhe nike air max thea adidas stan smith nike air max 2016 nike huarache adidas ultra boost nike free

Özkan Eroğlu
 
Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly
Ana Sayfa  |  Özgeçmiş ve Faaliyetler  |  Makale ve Deneme  |  Köşe Yazıları  |  Misafir Köşesi  |  Duyurular  |  İletişim
cialis generika kamagra australia cialis preise cialis kaufen cialis bestellen levitra generika viagra online kaufen kamagra bestellen cialis generika kamagra oral jelly kamagra 100mg prix cialis cialis generique kamagra gel viagra prix viagra pour homme acheter cialis kamagra prix viagra pas cher cialis 20mg levitra 20
 
  DÜNYADA SANATIN İÇİ BOŞALDI, BİZDE İSE DOLMADI Kİ BOŞALSIN..!

 

Sorun Türkiye’yle ilgili değil. Çünkü ülkemiz dünyadaki sanatın bir uydusu bile değil; gerçekçi olalım. Sanat tarihimizdeki geçmişi anlamamış olmaktan kaynaklanan büyük kayıplar, derme çatma; sözde müze oluşumları, bilgisiz galericiler ve eğitimsiz ve sonradan olma küratörlerin olduğu bir toplumda, sanat da sözde üretiliyor demektir.  Kuramsal anlamda ahlaklı şekilde bugün yapılanın, gelecekte işe yarayacağının altını çizmek isteriz.

Şimdi dünyada sanatın boşalmasına dönük açıklamalar yapalım, dünyadaki ileri geçinen ülkelerdeki çirkinlik ve düzeysizliklere işarette bulunalım. Bizde ise bunun bin katı her gün gerçekleşmektedir demekten de geri durmayalım. Önce dünyadaki iş boşalmasının nedenlerini ortaya koyalım:

Uzunca zamanlardır, özellikle sanatta ileri olduğunu sürekli dile getirdiğimiz Batı ülkelerinde azınlıkta da dursa bir bilince varma söz konusu gibi. Bu bilinç, kendilerinde artık bulunmadığını anladıkları “burjuva” sınıfı eksikliğinin anlaşılmış olmasıyla ilgili. Olasılıkla 20. yüzyılla birlikte ve yıpratıcı iki büyük dünya savaşının ardından, böyle bir boşluğun doğduğuna dikkat çekilebilir. Fakat az önce de belirttiğimiz gibi bu bilince ulaşan ne yazık ki küçük bir kitle.

Diğer bir başka konu da küreselleşme ile birlikte Avrupa’nın Asya kıtasının bir uzantısına dönüşmesi boyutu ve bu konunun özellikle felsefi boyutta tartışılması; fakat yine küçük bir kitle tarafından. Bu dönüşmeyle birlikte Avrupa’nın tüm klasik toplumsal özelliklerini yitirdiğini de söyleyebiliriz. Avrupa iyice karışıklığa yuvarlanmış durumda; özellikle Sovyetlerin dağılması sonrasında ve Ortadoğu’daki gelişmeler paralelinde. Bu noktada ulus bilincinin de yitirildiğine dikkat çekmek gerekiyor. Bir çıkmaza düşen Avrupa’nın, bu çıkmazdan kurtulabilmesi için bir bütünlük ve bir bileşim peşinden gitmesi gerektiği ise, aklı başında kimseler tarafından önerilmekte. Bütünüyle bunu gerçekleştirecek olanınsa “sanatçı”lar olabileceği konusu üzerinde ayrıca durulmakta; yani sanatçı hem inşa edecek, hem de yıkacak bir tutarlılığı sergileyen olarak gösterilmektedir. Ayrıca bu sanatçı tipi, bir de aristokratik bir tavır sergilemek zorunda da denilmektedir. Bunu toplum geneline yayacak bir iktidar eksikliğinin bulunması ise, bir başka büyük sorun. Bu noktada söz konusu sanatçı tipinin, sürekli mücadeleyi elden bırakmayan ısrarcı bir yapısının olması da kaçınılmazdır.

Temel sorunlardan biri, belki de çeşitli vesilelerle söylediğimiz ruhsallığın/tinselliğin yitirilmesi konusu. Bu doğal olansa, ruhsallığın/tinselliğin çözümlenmeye çalışılması gayretleri de bir o kadar yapay çaba ve zaten bu da sürrealizm ile sona ermişti bilindiği üzere. Öyleyse artık bir nedensellik ve yöntem ortaya koymanın zamanı geldiği konularında Avrupa’nın söz konusu küçük azınlığı ısrarla dikkat çekmeye devam etmekte. Bütün bunlara paralel bir şeyi çok iyi fark etmek gerekiyor, o da Amerika’nın bir “olgu” değil, bir “yansıtma” olduğu konusu. Bu, olayın önemini daha da arttırmakta, ileri düşünen ve değişim isteyen kitlelerin mutlak surette yeniden inşalar[1] gerçekleştirmeye yönelmesini zorunlu hale getirmektedir. Özellikle devletlerin bile yok olup gittiği bir tarih örneği karşımızda dururken, “düşünce”lerin büyük önemi olduğuna inanç gösterilmelidir, hem de ısrarla. Böyle bir inanç için hem siyasi, hem de kültür yönünde güçlü olunması gerekiyor. Eğer bir kültürünüz olduğuna inanıyorsanız, bunun üzerinde derinlikli işlemlerde de bulunmanız gerekiyor. Geleneği tutarlı bir şekilde eleştirmek ve yorumlamak zorunluluğu da var. Söz konusu kültürünüzün bir medya kültürü olması ile olmaması ayrı iki şey. Araçlar değil burada söz konusu olan; amaç ve bu amaca ulaşılıp ulaşılmadığı. Medya kültüründe her şey yeniden üretilebilirdir. Bu hızlı durum gerçek, yaratıcı sanatın içini süratle boşaltanın başında gelir. Zaten bugün dünyada olan da budur; gelenek ve tarih kültüründen uzaklaşılarak medya kültürüne iyice teslim olunmuştur. Gelenek ve tarih kültürü bir düşünce, dolayısıyla bir bilincin gelişmesini sağlar oysa. Amerika’da doğru yönlendirilememiş ve özellikle New York Okulu ile oraya giren gerçek maneviyat, bugün iyice unutulmuş gözüküyor. Bu tip bir unutma, bütün coğrafyalarda yaşanmaktadır, nedeni de Amerikan tarzı bir yaşamın toplumları esir almasıdır ve toplumların da ne yazıktır ki bu esarete göz yummasıdır. Bunları görmek için özbilincin kaybolmaması gerekmektedir. Bu kaybolduğu zaman kişi kendi konumunun ne olduğunu unutmakla beraber, tarihin de çözümlemesini yapamaz hale gelir. O nedenle derinlikli düşünme asla elden bırakılmamalıdır.

İnandırıcı bir sanatın yaratılması hedef nokta olmalıdır. Aksi durumda bir yanılsamanın kurbanı olma noktasına ulaşılır ki, dünyada sanat bugün büyük ölçekte bu haldedir. Bu da iç boşalmasının en temel göstergelerinden biridir bizce. Bu nedenle sanat yaratmak; gerçek anlamda yaratıcı sanat yaratmak olanaksız hale gelmiştir. Yaratıyorum diyenin büyük yüzdeyle yalan söyleme durumu söz konusudur. Fakat sonraya gerçekçi bir belge bırakmak adına yaratıcı sanat yapıtlarının büyük önemi olduğunu da belirtmek durumundayız. İnsan vizyonu denen şey, geleceğe olan görevleriyle bağıntılıdır ve bunun unutulmaması gerekir. Yeni bir yaratım için yeni bir sanat istenci gerekmektedir. Dünyadan, teknoloji sayesinde bugün bu kadar haberdar olmak hiç de iyi bir şey değil noktasına gelinmiştir.

Bu noktada konu görsel sanatlar olduğuna ve hep söylediğimiz gibi biçimlerden hareket edildiğine göre, bir biçim; kodu sanatçısına ait olan bir biçim dilinin peşinde olmak en önemli şeydir. Bu yönde dünyadaki sanat, büyük eksiklik içeriyor. Çünkü var olan biçimler az çok değiştirilerek tekrarlanıyor sadece. Oysa söz konusu biçim dili için inandırıcı olmak baş koşul. Bunun içinse dekoratif, tekrar ve illüstratif olan, vb, uzak durmak gerekiyor. Resimse resim gibi resim, üç boyutluysa, üç boyutlu gibi bir üç boyutlunun elde edilmesi için büyük bir çaba sarf edilmesi kaçınılmaz olan. Bu kolay olmayan, uzun ince bir yol yani. Burada önermek istediğimiz tam olarak şu: bir “sanat ideolojisi”nin olması durumu. Bu ideolojinin tarihte birçok örneği bulunmakta. O nedenle, iyi, gerçekçi bir sanat tarihinin de değeri büyük. Bu örneklerin teknik, ideolojik okumaları doğru yapılabilirse, üstelik bunu zihinselliğini doğru işleten biri yapıyorsa, o zaman kendi dizgesini oluşturabilme şansına sahip olabilir. Bu noktada bugün sanatçı denilen kimsenin yaratıcılık adına bir şey ortaya koyabilmesinin belki de tek ölçütü, “yeni biçim kuralları bulmak”tan geçmektedir. Bunun için sanatın tarihini, sanatçıların tarihindeki sanatçıları derinlemesine algılama zorunluluğu var. Bu noktada sanatçıların ortaya koydukları biçimleri algılayabilmek için hissedebilmek, hem de derin hissedilmek gerekiyor. Bunun için de, bunu yapmak isteyenin ruhsal boyutunun şaha kalkarak, tinselliği çok iyi emmesi gerekmekte. Bu tinsellik için sanatçı ve yapıtının, zamanı ile bir zeitgeist oluşturabilmesi şart. Bunların olabilmesi için bir arınmışlık, dahası sağlam bir ahlak, hem de her an devrede olmak zorunda. Sanat yapıtları bağlamında, yapıtların iç yaşamına dek uzanabilmek, üstelik bu yaşamın en dibine dek uzanarak bunu yapmak gerekmekte. İşte bunu sağlayacak olansa yaratıcı sanatçılar. Söz konusu kaybolan içsellik düzeneklerine yeniden kavuşmak için elden gelenin yapılması gerekiyor. Özellikle bunun için, yeniden üretmenin getirdiği çok imge gerçekliğinin yarattığı karanlık bulutların iyi görülüp dağıtılması şart. 



        


 
 
Copyright © 2005-2013 ozkaneroglu.com - Sitenin yayın hakları Özkan Eroğlu’na aittir. Kaynak göstermek şartı ile alıntı yapılabilir.