adidas tubular adidas yeezy adidas gazelle adidas schuhe new balance nike air force adidas zx flux nike air max 90 asics schuhe nike air max adidas nmd adidas superstar converse schuhe nike air max thea adidas stan smith nike air max 2016 nike huarache adidas ultra boost nike free

Özkan Eroğlu
 
Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly
Ana Sayfa  |  Özgeçmiş ve Faaliyetler  |  Makale ve Deneme  |  Köşe Yazıları  |  Misafir Köşesi  |  Duyurular  |  İletişim
cialis generika kamagra australia cialis preise cialis kaufen cialis bestellen levitra generika viagra online kaufen kamagra bestellen cialis generika kamagra oral jelly kamagra 100mg prix cialis cialis generique kamagra gel viagra prix viagra pour homme acheter cialis kamagra prix viagra pas cher cialis 20mg levitra 20
 
  YAŞADIĞIMIZ TERÖRÜN YARATTIĞI TRAVMANIN PSİKOLOJİK TERÖRE DÖNÜŞME GÜCÜ VARDIR (*)

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu'nun önemli yazısını köşemden yayınlamayı bir toplumsal görev sayıyorum.

 

Sophocles'in Antigone* adlı tragedyasında bireysel özgürlüğe inanan, inançları ile devlet yasalarının çatışması sonucu devlet otoritesine başkaldıran Antigone'nin hikayesi vardır. Antigone, Kral Oidipus’un kızıdır. Kral Oidipus, oğullarının baskısıyla tahttan çekilmek zorunda kalıp Thebai’den sürülmüş, kızı Antigone’un yardımı ile Kolonos’a gitmiş ve orada ölmüştür. Oğulları Eteocles ile Polyneikes'in ülkeyi yönetme konusunda iktidar savaşına girmişler ve birbirlerini öldürmüşlerdir. Daha sonra dayıları Kreon kral olur. Kreon, savaşta ülkesini savunan Eteocles’in kahraman sayılıp törenle gömülmesini, Polyneikes’in ise, taht kavgası uğruna yabancıların yardımıyla yurduna saldırdığı için cesedinin kurda kuşa yem olarak açıkta bırakılmasını emretmiştir. Kreon’un kızgınlıkla verdiği bu emir, aslında toplumda yerleşmiş geleneklere uygun değildir. Ancak halk Kreon’a karşı çıkmaya cesaret edemez. Antigone, cezası ölüm bile olsa kardeşlik görevini yerine getirmekte kararlıdır. Çünkü ''her ölünün gömülmeye hakkı olduğuna'' inanır. Ağabeyini gömen Antigone, diri diri gömülerek öldürülme cezasına çarptırılır. Ancak sorun bitmez, bu ceza bir lanete dönüşür. Bir ölüyü gömmeyi yasaklamanın, hem dini –çünkü o zaman da ölenin ruhunun geri dönmemek üzere Hades’e gitmesi için belirli ritüellerle gömülmesi gerekirdi- hem de ahlaki normları çiğnemenin sonucu felakettir. Kreon’un oğlu olan nişanlısı Haimon, Angitone’yi kurtarmaya çalışır, ancak babasını ikna edemez. Antigone, kendisini kapatıldığı mahzende asar. Haimon, bunu öğrenince onun ayaklarının dibinde intihar eder; oğlunun acısına dayanamayan annesi Euridike de kendi canına kıyar. Kreon ise çaresizce ölümü bekleyecektir. Ölenlerin cenaze törenini yapabilmek, gömmek ve ardından yas tutabilmek; toplumun kutsalıdır. Ve devletler, insanları yas tutulmaya değer olan ve olmayan biçiminde ayıramaz. Antigone, toplumsal travmada kamusal yasın önemini ve kamusal yas yasağına direnişi temsil eder. Yaşadığımız ardı ardına gelen terör saldırıları, öncelikle toplumumuzun tamamını etkisi altına aldı. Kahramanca kaybettiğimiz Fetki Sekin'in ardından büyük üzüntü duyduk. Tek tek yakınlarını kaybedenleri düşündüğümüzde, yaşadıkları travma acılarının paylaşılması ve saygı gösterilmesi ile biraz hafifleyecektir. Toplum ise, bu türden haksız ve insan eliyle gerçekleştirilen ölümleri, unutmama, direnme ve harekete geçme eğilimindedir. Travmanın üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, kitlesel travmaya uğramış toplumların tutum ve davranışlarında, travmanın örtük izleri vardır. Sürekli uyarılarak travmaya maruz kalan toplumlarda bu patoloji giderek artar ve kuşaklar boyu sonu gelmeyecek bir yas sürecine girilir. Ancak toplumun yasının ''makbul ölüler ya da makbul olmayan ölüler'' şeklinde bir hiyerarşiye sokulması, toplumun sosyal mekanizmasına zarar verir. Bu bir tür ayrış(tır)madır. Şunu hep hatırlamalıyız; kamusal yas ulusal kimliği inşa eder. Travmaları kolektif hafızadan dışlanan ve yaslarını kamusal alanda yaşamaları çeşitli şekillerde engellenen topluluklar içlerine kapanırlar. Bu hali ile toplum bölünür. Bir yanda yalıtılmış hafızalarıyla travmatik anılarını kendileri yazanlar, diğer yanda da taraflı bir toplumsal hafıza ile inşaa edilmiş topluluklar. Yurttaşların aynı şeyleri yaşayıp kolektif bir öykü oluşturamaması, duyarlıkların ayrışmasına ve toplumun bölünmesine neden olur. Belki bir yerlerde buna dönüşmüş bir toplum tanıyorsunuzdur. Günümüzde öteki olmak için azınlık olmak ya da travmatize edilmek için öteki olmak gerekmiyor. Artık ne yazık ki, her birimiz bir diğerimizin ''ötekisi''yiz. Doğar doğmaz; cinsiyetimiz, dinimiz, etnik kökenimiz bizi travmatize etmeye yetiyor. Bizimki kronik travma. Literatür, toplumsal travmalardan en çok etkilenenlerin zarar görenler, tanıklar, aile yakınları, arkadaşlar, sağlık ve kurtarma ekipleri olduğunu söyler. Ama bu kez durum farklı. Bu kez hepimiz hedefteyiz. Yas hepimizin. Travma anında kurban çaresizdir. Doğadan gelen travmada afetten söz ederiz. İnsan eliyle gerçekleştiğinde ise, vahşettir. Sıradan talihsizliklerin aksine, travmatik olaylar genel olarak hayatımıza, beden bütünlüğümüze kast eder. Sıklıkla karşılaştığımızda ise, psikolojik terör etkisi vardır. Travma ve şiddetin doğal bir olay gibi gösterilmesi ve buna sessiz kalınması, toplumu duyarsızlaştırır. Daha da ötesi, şiddet sıradanlaşır ve yaygınlaşır. Türkiye'de toplumsal belleğimiz, insan eliyle yaratılan travmalarla yüklü ve bunların hala devam ediyor oluşu, gerçeğe ve adalete olan inancımızı, dayanışma ve birlikte baş etme gücümüzü zayıflatmaktadır. Kutuplaşma ve yabancılaşmanın artması ile nefret dili mesrulaşmaktadır. Toplumun ayrışması ise, insanları hem tek tek hem de grup olarak radikalleştirir. Sosyal medyada teşvik edilen ve kayırılan nefret söylemi ve hedef göstermelerin nedeni de budur. Bizden ve onlardan ayrımı ile toplum karşıt saflara ayrılmaktadır. Terör saldırıları karşısında, direnemeyen, kaçamayan masum insanların öz-savunma sistemleri altüst olmuştur. Fiili tehlike geçtikten uzun süre sonra bile, travmatik olaylar her birimiz üzerinde psikolojik uyarılma, duygu, bilinç ve hafızada derin ve kalıcı değişiklikler yaratmıştır. En ufak bir ses ya da başka bir etki ile irkilme, aşırı uyarılma tepkileri, kalabalıklardan uzak durma, herkese kuşku ile bakma, uykusuzluk, öfke, ev dışında güvenli hissetmeme, odaklanma sorunu kontrol duygumuzu kaybetme hissinin bir sonucudur. Ayrıca travmatize insan olayı tam hatırlayamadan yoğun duygular yaşayabilir ya da duygu olmadan her şeyi ayrıntısıyla hatırlayabilir. Nedenini bilmediği bir panik, tetikte olma ve asabilik hali yaşar. Travmadan kurtulmak için kesinlikle uzun süreli yalnızlıktan kaçınmak, zihinde büyütmeye neden olacak boşluklar bırakmamak, meşgul olmak gerekiyor. İnsanın sevdiği şeylere zaman ayırmaya özen göstermeye, hobilerimize yönelmeye, kendimiz için değişiklikler yapmaya imkan vermeliyiz. Bütün olanlara rağmen geriye çekilmek travmanın psikolojik etkilerine davetiye çıkarmaktadır. Bizi anlayan ve destekleyen kişilerle bağımızı koparmamalıyız. Gerektiğinde profesyonel bir yardım almaktan çekinmemeliyiz. Başımıza gelenlerin pek çok insanın başına gelebileceğini düşünerek, kontrollü olmaya çalışmalı, kurban psikolojisine kapılmamalıyız. Davranışlarımızı gözden geçirmek, hayatımızı düzenlemek için planlar yapmalı, anı yaşamaktan korkmamalıyız.

 

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu

*Sevda Şener, Sophocles'ten Günümüze Antigone, Sahne Dergisi, Kasım 2013



        


 
 
Copyright © 2005-2013 ozkaneroglu.com - Sitenin yayın hakları Özkan Eroğlu’na aittir. Kaynak göstermek şartı ile alıntı yapılabilir.