adidas tubular adidas yeezy adidas gazelle adidas schuhe new balance nike air force adidas zx flux nike air max 90 asics schuhe nike air max adidas nmd adidas superstar converse schuhe nike air max thea adidas stan smith nike air max 2016 nike huarache adidas ultra boost nike free

Özkan Eroğlu
 
Ana Sayfa  |  Özgeçmiş ve Faaliyetler  |  Yazılar  |  Duyurular  |  İletişim
 
  WALTER BENJAMIN ÜZERİNE 2

Lindner ve Küpper tarafından hazırlanan “Benjamin: Leben-Werk-Wirkung” kitabını okumaya devam ediyoruz. Bu okuma paralelinde Benjamin ile ilgili ikinci bir değiniyi daha kaleme almak istedik. Okumanın getirdiği düşünce çoğullukları içindeyken, önümüzdeki aylarda “Sanatçı Aurası” başlıklı bir kitabı da yayınlayacağım aklıma geldi. O nedenle bu aura meselesi üzerinden, Benjamin ile ilgili birinci yazımızın sonlarına doğru eleştirmen ve sanatçının en temel hedefinin “hakikat” olduğuna işaret ettiğimiz için, yazımıza bu noktadan giriş yapmak istiyoruz. “Aura” kavramına direkt olmasa da Benjamin dolaylı yollardan vurgu yapar ve bu kavramdan, sıkça kullandığımız “biricik olan”ı anladığını net şekilde belli eder. Eğer bir üretim o biriciğe ulaşamamışsa zanaat, ulaşmışsa sanattır demeye kadar işi getirir (günümüzde sanat vurgusu iyice klişeleştiği için, biz onun yerine “yaratıcı sanat” vurgusunu kullanıyoruz). Zanaat ürünleri yetkinlik ve ele alanın becerisi üzerinden değerlendirilirken, sanat ürünü denen şey açık şekilde bambaşka olanı, yeni olanı ve sanatçısına çokça özgü olanı ortaya koyar.

“Aura” denen şey bize göre bir sanat, dolayısıyla bir sanatçıdan kaynak bulan sanat yapıtından yayılan güçlü enerjinin bir alan oluşturması ve o güçlü alana ancak layık olanları dahil edebilmesi gibi derin meseleleri bünyesinde barındırır. “Aura” oluşumu da doğanın kapsamındadır ve doğa ile harekete geçen-doğan bir mesele olarak görülmelidir. Bu konuda “Die Natur” başlıklı bir yazıyı internet dergisi “İzlekler”in 3. sayısında yayınlamıştık. Bu yazı çok önemli bir yazı, Benjamin ve onun gibi düşünce insanlarının geçtiği yolun çıkışının nerede olduğunu göstermesi açısından hayli değerlidir bize göre. Hatta bu yazı bir teoloğa ait olsa da, yazıyı Goethe’nin kaleme aldığına dair işarette bulunanlar çoktur. Bugün kendi ülkesinde bile Goethe’ye öcü olarak bakanlar bulunmakta; bunu bazı kaynaklar her daim yeri geldikçe belli etmekten sakınmazlar. Nedeni de Goethe’nin “doğa-tanrı”, “tanrı-doğa” ikiliği üzerinden ele aldığı meselelere yaklaşmasıdır. Buradan hareketle Benjamin de Goethe ile yakından ilgilenir. O zamanlar daha da çetrefil bir mesele olan Privat Dozent olma isteği için yaptığı bilimsel çalışmasında Goethe konusuna yaklaşır ve burada ileri sürdüklerinden ötürü de, sözü edilen unvana Benjamin’in çok yazıktır ki ulaşması engellenir. O günün, sözü geçen gerici olarak nitelendirilebilecek kanonu, deyim yerindeyse bir haksızlık ederek Benjamin’in biletini keser. İşte kanon böyle bir şeydir. İlerici görünümlü gericilerdir onlar ve birçok şeyi kendi ekipleşmelerinin çıkarları uğruna harcamaktan en ufak bir çekince duymazlar. Çünkü yeri geldikçe bu kanon Benjamin’in eleştiri oklarından nasibini aldığı için; ona karşı kötücül bir şartlanmaya girmiştir yazık ki. Bundan ötürü Benjamin’i bir ateş çemberinin içine almakta bir an bile tereddüt etmemişlerdir.

Benjamin, Goethe ile arasındaki tarih mesafesi konusunda şunları düşünmüştür: Bir sanatçının ait olduğu tarihin, o sanatçının yapıtlarını eleştirme meselesinde eşsiz bir yeri vardır. Bu mesafenin sanıldığı gibi negatif bir durum getirmediğinin altını çizer ve buradaki asıl meselenin “zihinsel buluşma noktası” (geist- treffenpunkt) oluşturmak olduğunun da altını kalın çizgiyle çizer. Kısaca bu mesafe eleştiride kaliteyi oldukça yükseklere çeken bir enerjidir; biz o kadarını söyleyelim. Bir şey vardır ki eleştiri devreye girdiği zaman “yorum” konusu da ister istemez devreye girmektedir. İşte bu yorum konusunun bir eleştirmenin elinde nasıl değerlendirileceği konusu ise çok hassas bir konudur Benjamin’e göre.

 

 

Özkan Eroğlu

 

 



        


 
 
Copyright © 2005-2013 ozkaneroglu.com - Sitenin yayın hakları Özkan Eroğlu’na aittir. Kaynak göstermek şartı ile alıntı yapılabilir.