adidas tubular adidas yeezy adidas gazelle adidas schuhe new balance nike air force adidas zx flux nike air max 90 asics schuhe nike air max adidas nmd adidas superstar converse schuhe nike air max thea adidas stan smith nike air max 2016 nike huarache adidas ultra boost nike free

Özkan Eroğlu
 
Generic Cialis Soft Kamagra Jelly Generic Female Viagra Generic Viagra Super Active Generic Priligy Generic Cialis Professional Viagra bestellen Viagra Tabletten Cialis kaufen Cialis Generika kaufen Viagra kaufen Cialis 20mg Pas Cher Acheter Generic Propecia Acheter Super Avana Levitra en ligne Viagra gebruiksaanwijzing Lida Afslankingskoffie Viagra kopen Priligy kopen met 60mg Dapoxetine Kamagra kauwtabletten kopen Sildenafil Priligy Cialis Jelly Cialis Original Viagra Generico Cialis Originale Kamagra 100 mg Kamagra Oral Jelly
Ana Sayfa  |  Özgeçmiş ve Faaliyetler  |  Makale ve Deneme  |  Köşe Yazıları  |  Misafir Köşesi  |  Duyurular  |  İletişim
cialis generika kamagra australia cialis preise cialis kaufen cialis bestellen levitra generika viagra online kaufen kamagra bestellen cialis generika kamagra oral jelly kamagra 100mg prix cialis cialis generique kamagra gel viagra prix viagra pour homme acheter cialis kamagra prix viagra pas cher cialis 20mg levitra 20
 
  24 HAZİRAN'A DAİR...

24 HAZİRAN'A DAİR...

"Referandum sonrası" başlıklı 17 Nisan 2017 tarihli yazımdan bu yana ülkenin bir keşmekeşe dönen sosyal ve siyasi durumuna dair hiç bir şey kaleme almamışım; Youtube kanalımda yer alan videolarda ara ara ne dile getirdiysem sadece onlardır. Şimdi geçen bir yıllık  süre için şunları vurgulayabilirim: Türkiye iyice dışa bağımlı bir hale geldi, üretimci olmaktan giderek uzaklaştı ve yoğun tüketime boyun eğmiş durumda. Eğitim sitemimiz tıkanmanın ötesinde çökme noktasına geldi. Yanı sıra sağlık sisteminde de sadece bina yapılmakta, bir yoğun yağmurda bu binaları bile su basmaktadır. Ülkenin çevre komşularıyla olan bağları da oldukça zayıfladı, ülke içinde ise etkili bir ötekileştirme kendini göstermiş durumda. Ancak bütün bu olanların olmaması için ise şunlar  söylenebilir: Sanat ve buna bağlı felsefe ve kaliteli eğitim ve özellikle sağlık sorunlarını yoluna sokmak, bir sağlam zihin meselesidir. Böyle bir zihin bugün ülkede ne yazık ki yoktur ve bir bilinmezlik içinde de ne zaman geleceği belli değildir. 

24 Haziran 2018’deki her iki seçimde de dönen dolaplar, seçimin galibinin takındığı tavır, yenilenin aldığı tavır; bütün bunları dikkatle irdelerseniz, hem dürüst bir insanın bugün bu ülkede bir şey yapmasının olanaklı olmadığını anlarsınız, hem de çevre partilerin merkez partinin varlığına hizmet ettiklerini... Koltuk sevdası denen illet, onlarca yıldır bu ülkenin siyasetinin en büyük baş belasıdır. Hep nemalanma kültürü de cabası. Şimdi parçaları birleştirince elimde şöyle bir görüntü oluşuyor: Sanki al çocuğum sen şu oyuncağı, onunla oyalan, böylece biz senin dürüst ve ilkeli adam gazını bir alalım, sonrasında hem partin hem de Cumhurbaşkanın gerekli zamanda seni uyarır, ağızına biberi sürer, izleyeceğin tutumu sana dikte eder, sen de susarsın ve seçim öncesindeki cevval halinden eser bile kalmaz. İşte CHP’li Cumhurbaşkanı adayının başına gelen tam da budur ve açık söylemek gerekirse hem ağlanacak hem de gülünecek bir trajikomedi durumdur. Söz konusu adayın kandırılması bir tarafa, kandırılmayı çok iyi öğrenen iktidar, istatistik eğrilerin söylediğinden hareket edecek olursak, üç seçimdir insanları zaten kandırıyormuş. Ha, şüphelenmiyor değildik de, her zaman ilkeli ve dürüst vatandaşlık karakterimizi bozmayı da hiç düşünmedik. Fakat ne yazık ki siyasi literatürümüze geçen “KANDIRILDIK” vurgusunun kapsamına böylece istemesek de dahil olduk. Yani oyunun içine ne yazık ki biz de çekildik. Ha oyunun içinde kalmaya şahsen benim hiç niyetim yok doğrusu. Ben bundan sonra, bu ülkede- eğer görebilirsem gerçek demokrasinin gelmesine kadar- ki sanmıyorum- ne yazık ki genel vatandaşlık görevlerimin dışında, böyle sahte bir demokrasi oyununun oyuncağı olmayacağımı da şimdiden belirtmek isterim.

Evet, şöyle bir geriye gidersem üniversitelerde kariyer yaparken, vb gibi hak ve haksizlığa açık her platformda kandırıldığımı düşünüyorum, bu bugün itibariyle kendime kestiğim faturadır. Hatta öyle ki, her gördüğünde benimle can ciğer kuzu sarması görünen komşum bile taşınırken allahaısmarladık demiyerek, beni kandırıyorsa, bu ülke toptan raydan çıkmış demektir, sonucuna tam olarak artık ulaştım. Şimdi umutsuz olma diyenleri duyar gibiyim, fakat bu umutsuzluk değil, umut için yapılması gereken tespitlerdir. Bu tespitleri yapmadan ne özeleştiri, ne de eleştiri yapılamaz. Açık konuşalım, bu ülkede artık hiç bir şey eskisi gibi değil, yani bu toplum, geçmişin, çocukluğumun masum ve saf hallerine artık sahip değil. İnsanımızın büyük bir kısmı kirli bana göre; bu kirliliğin nedeni de okumuşu ve yazmışıyla cehaletle olan sevişmedir. Evet, biz ülkece okumuş ve yazmış olsak da olmasak da, böyle bir sevişmeye asla hayır diyemiyoruz ne yazık ki.

İktidar sahipleri 2002’den bu yana büyük açlıklarını adım adım açık ettiler ve kendi şürekalarına bolca haksız bir rekabet altında tüm kapıları açtılar; yazık ki durum bu. Buna madenci, taksici, öğretim elemanı, vb toplumun her kesiminden dürüst insan kurban edildi. Kötücüllük için kurban bulmak, bu ülkede hiç de zor değil; bu iktidar sahipleri bunu gösterdiler.

Son seçimler göstermiştir ki yeniden inşa için gereken yıkım henüz tamamlanmamıştır. Bırakınız bu yıkıma devam etsinler, etraf tam dümdüz olana kadar. Ondan sonra elbet bir ışık olan yeniden inşayı gerçekleştirecek birileri mutlaka çıkacaktır. 

ÖZKAN EROĞLU



        


 
 
Copyright © 2005-2013 ozkaneroglu.com - Sitenin yayın hakları Özkan Eroğlu’na aittir. Kaynak göstermek şartı ile alıntı yapılabilir.