adidas tubular adidas yeezy adidas gazelle adidas schuhe new balance nike air force adidas zx flux nike air max 90 asics schuhe nike air max adidas nmd adidas superstar converse schuhe nike air max thea adidas stan smith nike air max 2016 nike huarache adidas ultra boost nike free

Özkan Eroğlu
 
Ana Sayfa  |  Özgeçmiş ve Faaliyetler  |  Yazılar  |  Duyurular  |  İletişim
 
  KİTAP VE ÖZELLİKLE SANAT FUARI

Öncelikle, bilindiği üzere bir sanat eleştirmeni olarak Beylikdüzü’ndeki organizasyonlara 13 yıl sonra ilk defa dün gittim. Gitme nedenim, bir yakınım olan ve İzmir’den gelen heykeltıraş dostum Ekin Erman’ı ve çalışmalarını görmek içindi. Yoksa gitmezdim. Arkadaşım Özlem Kalkan Erenus, nezaket gösterip beni Bakırköy Deniz Otobüsü’nde karşılayıp fuar mekanına ulaştırmasa, onca kuramsal yoğunluğum içinde Bostancı’dan kalkıp gidebileceğimi de sanmıyordum. Diyelim ki gittik, ne göreceğiz diye düşünürdüm her yıl bu fuarları basından duyunca. Gerçekten gittik ve yaratıcı sanat adına neredeyse hiç bir şey göremeden döndük. Demek ki ülkemizin çağdaş plastik sanatlarını doğru çözmüşüm. Düşüşte bıraktığım ve gezmekten vazgeçtiğim bir organizasyon, 13 yıldır bu kadar düşüş yaşamış ve yerlerde sürünüyorsa hem ön yargılarımda, hem de genel yargılarımda haklıyım demektir. İşte dün gördüklerim tam bir mahşer kalabalığı- ki mahşerin bile bir sistemi var- bile olmaktan uzak okulların yarattığı ürkütücü bir yığınsallık ve buna bağlı gürültü kirliliğini de yanına alınca, orada ne kitap, ne de sanat hiç bir amacına ulaşamaz ve kanımca sadece kendini eğler; zaten durum da aynen böyleydi.


Neyse içeriye girdikten sonra alabildiğince israfa dönük bir sürü broşür, katalog, vb. tanıtım amaçlı yapılmış, sonrasında çıkış anında bunların değerini anlamamış bir gürüh aracılığıyla anında çöpe dönerken, kitap fuarının söz konusu yığının %90’nını oluşturduğunu söyleyebiliriz. Hayatımda bunca indirim olanaklarının olduğu ve olmadığı ortamlarda kitap fuarından doğru dürüst bir alış veriş yaptığı da hatırlamam. Kitap, kitapçı işidir, sahaf işidir, gider oralarda dolanır, ilgilendiklerinizi inceler ve öyle alırsınız, bunun keyfi de hiç bir şeyde bulunmaz. Buradaki kalabalığın binde biri hergün kitapçıları ve sahafları dolaşsa, tabi bu ülkede neler olmaz diye insan kendine sormadan da edemiyor. Bu dediğim olmaz, çünkü bu fuarlarda nasıl bir rant ve rant mücadelesinin döndüğünü tahmin bile etmek istemiyorum (Bu söylediklerimin hepsi sanat fuarı için de geçerlidir).

 

Neyse kitap fuarına hiç uğramadan, biz doğruca sanat fuarına gittik. Önce heykeltıraş dostumuzun standını gördük, devamında birkaç küçük tur attıktan sonra kendi adıma söylemek isterim ki oradan bir an önce kaçmayı düşündüm. Şimdi soruyorum tüm düzenleyen ve katılanlara? Önce düzenleyenlere soralım: Siz bu fuar organizasyonunu kitap fuarıyla yan yana koyarak, sanat fuarında olabilecek genel bir ilerlemeyi durdurmuşsunuz ve en acısı bundan haberiniz bile yok. Bu nedenle fuar organizasyonuna katılan bir galeri ve sanatçı her hangi bir özen içine girmeye gerek duymaz ve duymamış da zaten; fuara katılmak için katılma mantığı var. Galeri stantları çok kötü çalışmalarla dolu. Galericiler sanat kültürü konusunda maalesef çağın gerisinde (TÜYAP fuarında durum galeriler açısından böyleyken, Çağdaş İstanbul fuarında durum sanki farklı mı? Hayır orada da müthiş bir sterilasyon ve Batıya özenti almış başını gitmiş durumda). Yani her iki fuar da etmez bir fuar; öncelikle bunları söylemek istedim.

Fuarda dolaşırken hep dişe dokunur bir çalışma aradım; gördüğüm Ekin’in art ve anti art karşıtlığını kurgulayan heykelleriydi gene, başka bir şey ne yazık ki gözüme çarpıp beni heyecanlandırmadı. Genel anlamda fuarda bulunan çalışmalarda geçmiş sanat tarihi tekrarlanıyor, dekoratiflik maksimum boyutta ve ne yazık ki bu ülke sanatçılığına soyunmak isteyenler ülkemizdeki sanatın kökleri üzerine en ufak bir bilgiye sahip değil ya da meseleyi değerlendiremiyor; Batıya öykünmeye devam ediyor. Neyse daha başka bir şey söylemeye bile gerek görmüyorum. Hem fuar organizasyon, hem katılımcı açısından, kanımca neresinden tutsanız elinizde kalıyordu.

Her alanda olduğu gibi sanatta da bilgi, hele hele sistematik sanat bilgisi çok önemli bir konu, devamında daha derin bir mevzu olan hem sanatın, hem de bilginin bir kuramsallığa işaret ettiğini söylemek bile istemiyorum, bu ülke insanı için önce sanat ve bilgi ilişkisinin halledilmesi gerekiyor. Galericiler, yaşı ilerlemiş ve genç ressam, heykeltıraşlar vb. kim varsa size demem o ki, bırakın bir şeyleri transfer etmeyi ve bir an önce özünüze dönün. O özünüz ki size bilgiyi ve bu bilgiyle ulaşılan sistematik donanımın itekleyeceği gözünüzü harekete geçirmeyi gösterecektir; sonrasında da sizde bir şey varsa ya gelecek ya da gelmeyecektir. Sanat bir kimsede ya vardır ya da yoktur; bu işin ortası olmaz. Bir de okulunuzu bitirin diplomanızı alın o kadar, sonra atölye hocanız veya diğer hocalarınızın etkisinden de hemen uzaklaşın. Fakat söylemliyim ki 2012 Türkiye’sinde bunları yazıyorsam, epeyce bir işimiz var demektir. Hepinize kolay gelsin, tabi gereği gibi kendinizi feda edercesine çalışıp, yan gelip yatmadan, birilerinin adamı olmadan, kendine güvenerek ve dimdik bir şeyleri yapacaksanız, o zaman gerçekten kolay gelsin..!

Özkan Eroğlu



        


 
 
Copyright © 2005-2013 ozkaneroglu.com - Sitenin yayın hakları Özkan Eroğlu’na aittir. Kaynak göstermek şartı ile alıntı yapılabilir.